KÜLTÜR, SANAT, EDEBİYAT  
 
  KİTAPLAR 14.12.2017 14:45 (UTC)
   
 




Zeki Oğuz’un ‘Seçme Hikayeler’i Üstüne

Yunus Yaşar

Belleğim beni yanıltmıyorsa 1991 yılının Mayıs ayıydı. Üç ortaklı açtığımız Akdeniz Sanatevi’ni gezdirmek üzere, bir etkinlik için Antalya’da bulunan Aziz Nesin’i sanatevimize davet etmiştim.
 ‘Burası altmış kişilik oda tiyatromuz’ dedim. ‘Antalya’da tiyatroya gönül vermiş amatör ve profesyonel tiyatrocuların hizmetine sunuyoruz. Burası dedim, kafeteryamız. Sanatevimize uğrayan tüm dostlarımıza ücretsiz olarak ‘hoşgeldiniz’ çayının sunulduğu yer. Burası, kitap reyonumuz. Burası kart reyonumuz. Burası kaset reyonumuz. Burası mücellit hanemiz...! tek tek kendisini bilgilendirirken bir kitap reyonunun önünde durarak sordu: “Buraya ne kadar para döktünüz?” “üçyüz milyon civarında hocam” dedim. “Ne” dedi. “Antalya gibi bir kentte, arsa vurguncularının milyonlarca lirayı ceplerine aktardığı bir dönemde, siz bu kadar parayı kitaba, dergiye, karta, kasete, yani sanata yatırdınız öyle mi? Ben bu yaşıma kadar, gördüm de, böylesi üç deliyi görmedim. Deli değil, ‘üç zırdeli’. Bak, şuraya bir çizik çiziyorum. Eğer siz paranızı turizme, gayri menkule, dövize yatırmış olsaydınız, üç yıl sonra, bu üç yüz milyonu, üç yüz milyar olarak cebinizde görecektiniz. Ya şimdi? Koyduğunuz bu parayı üç yıl sonra, üç yüz bin lira olarak bulamayacaksınız.”
 Aziz Nesin’in “Kültür Delileri” demeye getirdiği biz, değil üç yıl, bir yıl bile dayanamadık. Akdeniz Sanatevi küçüle küçüle ‘Akdeniz Kitabevi’ne dönüştü. Bir kaç yıl sonra da kapandı.
 Zeki Oğuz’da Konya’nın hem ‘kültür delisi’, hem hikâyecisi.. Delisi; çünkü yıllardır elindekini, avucundakini dergiye, kitaba, karta, kasete yatırmış... Delisi; çünkü Konya bozkırı yetmemiş, tüm ülkenin bozkırlarını adımlayarak, boynunda fotoğraf makinesi binlerce kare fotoğraf çekmiş.. Bu da yetmemiş, fotoğrafları başkalarıyla paylaşmak uğruna kent kent dolaşarak ‘dia’ gösterileri yapmış. Delisi çünkü Anadolu’nun avazı olmuş.. Bozkırın sessiz çığlığı.. Bir yaman hikâyecisi..
 1951 yılında Konya’nın Tatköy’ünde doğan Zeki Oğuz, ilkokulu kendi köyünde, Erkek Sanat Okulu’nu Konya’da okumuş. Erkek Sanat Okulu’nun birinci sınıfından ayrılarak 1968’de Yeni Konya Gazetesi’nde gazeteciliğe başlamış. Yeni Meram, Konya Postası, Manşet, Memleket gibi dergi ve gazetelerde köşe yazarlığı yapmış. Bugüne dek Kavgadayız Her Saat (1970), Bebek (1981), Hayrat (1990), Ademin Kaburga Kemiği (1994), Yüreğimi Getirdim Armağan (1995), Ürkek Bir Keklik (1995), Dolavlı Yılmaz Güney (2002), Bir Bozkır Türküsü Beldeleri Yaylaları İle Konya (2003), Yaylaların Özgür Çocukları Konya (2004), Seçme Öyküler (2004) olmak üzere on iki kitap yayınlamış.
 Elimde, “Değerli Arkadaşım Yunus Yaşar’a, öykülerin içtenliğiyle” diye, 10 Aralık 2004 tarihinde imzalayıp gönderdiği “Seçme Öyküler” adlı kitabı var. Seçme Öyküler, daha önce yayınlandığı öykü kitaplarından seçilen otuz öyküden oluşuyor. Öykülerin tümü türkülerden damıtılmış birer sessiz çığlık...
 Gün doğmadan, şafağın ilk aydınlığı köşe başlarına çökerken günışığının toprağa değmesiyle birlikte başlayan ve adına “hayat kavgası” denilen bu koşuşturmada; kuşların, küllüklere koşan kara tavukların, ekicilerle birlikte yola koyulan öküzlerin, atların, camiye giden yaşlıların, ellerinde sinilerle sessizce süzülüp geçen gelinlerin, üşümesin diye çocuğunu göğsüne bastırıp, emzirmeye çalışan annelerin, kuzu çobanlarının, ekmeğini parça parça ederek kuzuyla bölüşmeye çalışan çobanların, kanadı kırılmış debelenip duran kekliklerin, kuru ekmekle karnını doyurup, bu kadarını da bulamayanlar var, buna şükür diyenlerin, yoksulların, karabasan yılların, bağırmak isteyipte bağıramayan, korkunç uçurumlara yuvarlanan düşlerin, zifir karanlıkların, gaz lambasının körsek ışığında iyice sokularak çorap ören ya da anası yumak yaparken el tutan kız  çocuklarının, çalgıcıların, garibanların, ellerini ceplerine sokup kayıtsızca yürürken kaldırımlarda ölümü bekleyenlerin, işsizliğe ve pahalılığa paydos diyenlerin, günışığı dağlara vururken yollara düşen gurbetçilerin, çingenelerin, sürgünlerin, itilmişlerin, kakışmışların..... velhasılı bozkırı çok sesli ağıtlarını yazmıştır Zeki Oğuz.
 Türküler eşliğinde yüreğini sunmuştur armağan..
 Kalemine, eline sağlık Zeki Oğuz. Keşke her köşede, her dönemeçte bir “kültür delisine” rastlayabilsek...

Zeki OĞUZ, Toprak ve Gelenek
 Konya Dağ Köyleri 

Aziz Ayva

 Anadolu’da, etnik ayrım gözetmeksizin hemen bir bölgemizde insanlarımız, örf, âdet, gelenek ve yaşam kültürlerindeki değişikliklere bağlı olarak değişik şekillerde adlandırılmaka ve bu yolla halk kültürümüzün de zengin bir çehresine ışık tutmaktadır. Bu adlandırılmaların zengin bir şekilde yaşandığı bölgelerimizin başında da halk kültürünün soylu beşiği Konya ilimiz gelmektedir. Konya’da, coğrafya, örf, âdet, gelenek, inanış, yaşayış, yörük, türkmen, dağlı, göçer, vb.adlarla anılır ve her birey, kendi sınıfının pro-tipi olarak boyunu, soyunu, ortak kaderini paylaştığı sosyal topluluğu temsil eder.
 Konya ilinin genellikle güney kesimlerine düşen Güneysınır, Hadim, Bozkır, Taşkent, vb.ilçelerinde yaşayan insanlar “dağlı” olarak anılırlar. “Dağlı”lar kendilerine özgü yaşayış biçimleri, ekonomik uğraşları, gelenekleri, âdetleri ve deyişleriyle diğer Konyalılar’dan kolaylıkla ayırt edilebilirler.
 Bu kısa bilgileri vermemizin amacı;”Konya Dağ Köylüleri”nin, Konyalı kalem işçisi araştırıcı Zeki OĞUZ’un birikiminde, dilinde, objektifinde ve yorumunda yeniden canlanmasına, öksüzlükten kurtulmasına vesile olan son kitabıdır.
 Zeki OĞUZ, Konya Dağ Köyleri ile ilgili uzun yılları alan araştırmalarını, birikimlerini kitaplaştırdı. Toprak ve Gelenek/Konya Dağ Köyleri (Konya 2005) adlı kitap. Konya’nın âdeta öksüz kalmış, kendi kaderine terk edilmiş bu dağ köylerine can getirdi, folklorseverlere kaynak oldu, dağlıların son kitabını kısaca tanıtmak ve değerlendirmek istedik.
 Kitap; Konyalı araştırmacı Seyit Küçükbezirci’nin “Zeki OĞUZ Derin Bir Kültüre Işık Tutuyor” adlı üç sayfalık öz ve güzel bir sunuşla okuyuculara  merhaba diyor. Yıllarına Konya folklorunun derlemesine vermiş Küçükbezirci, Zeki Oğuz’un çalışmasıyla ilgili olarak şunları söylemektedir:
 “Zeki Oğuz bu kitabında, Konya’nın dağ köylerinin kültürünü “öykü söylemi”nde sunuyor. Kitaba, rahatlıkla, “halk kültürü anlatıları” diyebiliriz. Step bitkilerine benzeyen, uzaktan kavruk, gösterişsiz; halkıyla incelendiğinde kökleri çok derin seçkin, üst düzeyli, görkemli, alımlı bir kültürün sahibi bu insanların yaşam renkliliği okuyanı hayretten hayrete düşürmektedir.
 Zeki Oğuz’un bu kitabında yer alan ekonomik, sosyal gözlemler, kültür varlığı saptamaları, tarım ve hayvancılık folkloru derlemeleri; içinde Türk ulusal kültürü”nün ipuçlarını taşımaktadır.
 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
 
 
 
 
 
 
 
  Reklam

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=